Yoga’ya dair okuma yapmak, hocalardqn dinlemek, yogayı deneyimlemek, araştırmak; önce bir bulanıklık ve hemen ardından bir berraklık getiriyor. Sonra yine bulanıklık… Hayat gibi.

Yogayı bir yere, bir insana varma, bir şey olmak için çabalama uygulaması gibi ‘yapmaya’ başladığım ilk yıllarım geldi aklıma. ‘İlk yıllarım’ derken içimde beliren tatlı utancı gördüm bir an… Çünkü yoga yolunda her daim ilk yıllarında insan.

Yoga yaparak, yoga ile bir yere, bir bedene, bir mental düzeye varamayacağımı ilk ne zaman kavradım hatırlamıyorum. Sanki insanın bunu kavrayış anı, kendi geçiciliğini, sıradanlığını ve aynı zamanda biricikliğini anlaması ile eş zamanlı kendini gösteriyor.

Yogaya dair o kadar çok bakış açısı, anlayış, yorumlama var ki… Bir yanım buna hayret ve isyan ediyor, bir yanım da kabul halinde…

Yoga nedir? Yoga yapan kişi nasıl olmalıdır?

Yoga bir yol. Bir uyanış, doğuş, aydınlanma, yaşam yolu. Şu an elinde telefon, sen bu yazıyı okurken de yoga oluyor. Yogaya varamıyoruz da, yoganın içinden geçiyoruz daha çok.

Dolayısıyla yoga yapan kişi de; yaşamın her türlü keyfini ve ızdırabını yaşıyor. Tıpkı her insan gibi. Hatta belki bazen çok daha derinden yaşıyor, derinden sarsılıyor ve savruluyor.

Yoga yapan kişi de kaos halinde hissediyor, bazen o kaostan çıkamıyor ama bazen bir ışık yanıyor ve çıkıyor.

Yoga yapan kişi de ağlıyor. Belki çok ağlıyor. Öfkeleniyor ve belki yastıkları yumrukluyor. İçinden geçiyor. Herkes gibi, hepimiz olanın içinden, yoganın içinden geçiyoruz. Geçerken öğreniyoruz, farkediyoruz ve izliyoruz.

Yogayı nasıl meditasyon, nefes egzersizi, asana (yoga pozu) ‘yapılır’ı anlatan bir sistem olarak görürsek, o kadar basite indirgemiş oluruz ki.

Rumi bir yogidir örneğin. Gandhi bir yogidir. Jiddu Krishnamurti, Eckhart Tolle birer yogidir. Hayatları boyunca hiç yoga pozları yapmışlar mıdır bilmiyorum. Yoksa sadece oluş deneyiminin içinden geçerken aydınlanmalarını mı saçmışlardır, saçıyorlardır etrafa?

İşin özü herkes bir yogidir. Ama asıl mesele; içinde gizli bir köşede duran yogi ile buluşmak ve belki sonra yine ayrı düşmek ve sonra belki buluşup bir daha hiç ayrılmadan kol kola yürümektir.