Hayatımda yaşadığım en büyük ağrı migrendi. 4 ağrı kesici içip, saçlarımı çekip, kafamı duvara vura vura geçirmeye çalışıyordum.

Ağrıyı çok şiddetli yaşadığım o yıllara baktığımda çoğunlukla kendime kızdım. Ne zaman ki o ağrıları yaşayan halimi anlamaya, kabul etmeye ve şefkat duymaya başladım; o zaman, ağrı yaşayan arkadaşlarıma ve öğrencilerimi de anlamaya ve şefkat duymayı öğrendim.

Kronikleşmiş, hiçbir koşulda geçmeyen, her gün tekrar eden boyun, sırt ve baş ağrılarımın başladığı zamanı biliyorum. İlk tutuşturan ateş söndü ama dumanı devam etti ve ağrılarım hemen bitmedi. Ben artık ‘kaygı’yı zihninin en derinlerinde sürekli yaşayan, her şey için endişe duyan biri olarak hayatın ortasındaydım.

Çok içki içiyordum. Aşırı sağlıksız besleniyordum. Sabahlara kadar bilgisayar başında çalışıyordum. Neredeyse hiç hareket etmiyordum.

İçkiyi bıraktım. Sağlıklı beslenmeye başladım. Spor yapmaya, dans etmeye, yoga yapmaya başladım. Ağrılarım devam etti.

Ağrılarımı düşündüğümde, hep geçmişte yaptıklarım ve yapmadıklarım için kendimi suçladım. Yoga eğitmeni olduğumda, ‘Asla bir yerin ağrımayacak, ağrırsa iyi bir hoca değilsin demektir!’ diyen bir iç sesle tanıştım.

İşler öyle gitmedi.

İşi bıraktım, dizim ağrımaya başladı. İlk Yoga Terapi eğitimimi verirken, son gününde aniden boynumun sağ yanı tutuldu. Kürek kemiğim, kolum, boynum, her yerim ağrıyordu. Bir gün derste nefesi hatırlatırken, sessizce ağlamaya başladım. Nefes alırken ağrıdan canım yanıyordu.

Kaygı ve endişelerimin şiddetini, kendimden beklentilerimin acımasızlığını fark etmeye başladığımda, bir şeyler de değişmeye başlamıştı. Ağrılar hala var. Geliyorlar, gidiyorlar. Sadece benim onlarla ilişkim dönüştü.

Işık olması dileğiyle, ağrı ile yaşayanlara minik bir soru rehberi yazıyorum:

–      Ağrı ilk belirdiğimde, nasıl deneyimin içindeydin?

–      Ağrın ne yaptığında, hangi duygu ile, kiminle ve neredeyken tetikliyor?

–      Ağrı duyduğun için ya da duymamak için kendine şiddet gösteriyor musun?

–      Yediğin, içtiğin bir şey için kendini sürekli suçluyor musun? Ya da bedenine, zihnine, ruhuna iyi gelmediğini bile bile, hissede hissede o yiyeceği, içeceği tüketiyor musun?